jump to navigation

Türkiye ve Çevre Kirliliği – Bireysel Sorumluluklarımız

Çevre kirliliği, kirleticilerin insan eli vasıtasıyla hava su ve toprak alıcı ortamlarına doğal özümleme kapasitesinin üzerinde verilmesi ile ortaya çıkar. Çevre kirlenmesi neticesinde şu anda çok gündemde olan ozon tabakası, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi makro problemlerin dünyamızı tehdit ettiğini görmekteyiz. Çevre kirliliği alıcı ortamlar göz önüne alınarak pek çok farklı etkilerini günümüz dünyasında görmekteyiz. Alıcı ortamlardan su ve su kaynakların kirlenmesi yüzeysel su kaynakları, yeraltı suyu kaynakları, endüstriyel ve evsel atıksuların deşarjı ile birlikte bizi tehdit eder duruma gelmiştir. Hava kirleticileri açısından toz emisyonları ve kimyasal buharlar endüstri tesislerin soluduğumuz havaya verdikleri en büyük zararlardan sayılır. Tarım arazilerinde kullanılan zirai ilaçlar herbisit ve pestisitler gibi, zamanla toprakta birikim yaparak veya yağmurlarla yeraltı suyu kaynaklarına ulaşarak çevre sağlığı açısından büyük riskler ortaya çıkarmaktadır. Tehlikeli ve zehirli atıkların doğaya gelişi güzel atılmaları neticesinde günümüzde çok büyük risklerin açığa çıktığı aşikardır.

Çevre kirliliği tabii sadece yukarıda saydığımız nedenlerlede sınırlı değildir. Kirliliğin farklı tipleri olan okyanusların kirliği ve gürültü kirliliği bunlardan birkaçı sayılabilir. Çevre kirliliğinin ana sebepleri ve döngüsünü şematik olarak çizdiğimizde, bütün bu nedenlerin artasında insan faktörünü görmekteyiz. Peki bizler bu döngüde üzerimize düşeni yapabiliyor muyuz. Bu soruyu kendimize sorduğumuzda problemin çözüm aşamasında ilk adımı atacağımıza eminim. Peki bireysel olarak ne yapmalıyız?

Yorumlar»

No comments yet — be the first.